Fikri mülkiyet hakları:
uygulamada yaşanan sorunlar ve çözüm önerileri
Av. Dr. Cahit SULUK
I. Genel açıklama
Bilgi çağı, küreselleşen pazar, ulus ötesi firma gibi
kavram ve olgular, fikri mülkiyet haklarının ekonomideki
payını ve önemini artırmıştır. Bilgi toplumunda üretim
ve ticaret yöntemleri, şekil değiştirmiş olup büyük
ölçüde kol gücünden beyin gücüne dönüşmüştür.
Patent, faydalı model, marka, endüstriyel tasarım,
fikir ve sanat eserleri gibi alt dallara ayrılan fikri
mülkiyet hakları, sınır tanımaz bir niteliğe sahiptir.
Bu özelliği nedeniyle uluslararası pazarlarda faaliyet
gösteren firmalar (ve dolayısıyla gelişmiş ülkeler),
anılan hakları koruma gayretine girmişlerdir. Zira
uluslararası firmaların varlıkları arasında fikri
mülkiyet hakları önemli bir yer tutmaktadır. Hatta
bazı firmaların en büyük sermayesi anılan haklardır.
Örneğin, Microsoft ve Coca Cola gibi firmaların faaliyetleri
büyük ölçüde fikri üretime dayanmaktadır. Yine müzik
ve sinema endüstrisinde durum farklı değildir. Korumanın
uluslararası boyutta sağlanabilmesi, bu haklarla ilgili
uluslararası düzeyde hukuki düzenlemeleri gündeme
getirmiş ve bu konuda birçok bölgesel ve uluslararası
sözleşme kabul edilmiştir. Son zamanlarda bu sözleşmelerden
en göze çarpanı, Dünya Ticaret Örgütünü (DTÖ) kuran
anlaşmanın eklerinden olan Ticaretle Bağlantılı Fikri
Mülkiyet Hakları Anlaşması (TRIPS)’ dır. TRIPS’e bugün
itibariyle 148 üye ülke bulunmaktadır. Bu anlaşmaya
göre, DTÖ’ye üye ülkeler fikri mülkiyet haklarını
ulusal hukuklarında asgari düzeyde korumakla yükümlüdür.