1982
Anayasası’nın İnsan Hakları Rejimi ve “Bilgi Edinme
Hakkı”
Yrd. Doç. Dr. Necat Akyıldız
Türkiye Barolar Birliği’nin, 5 Mayıs 2004’te, “Bilgi
Edinme Hakkı” ile ilgili düzenlediği panelde, Oktay
EKŞİ’nin belirttiği gibi, “Türkiye, tuhaf birtakım
gerçekleri yaşayan bir ülke. Bazen incir çekirdeğini
doldurmayan bir mesele için yıllarımızı veririz… Bilgi
Edinme Hakkı Yasası ise Türkiye’de pek de kimse üzerinde
fazla durmadan… birden bire geldi, görüşüldü ve öyle
bir hızla geçti ki konuyla ilgili bizler dahi, ardından
neredeyse yetişemedik diyebiliriz. Bu aynı kavram,
aynı anlayış, 1990’lı yılların başlarında İngiltere’de
tartışılmaya başlandı, 2000 yılında Tony BLAIR’in
seçim kampanyasında verdiği söz yüzünden yasalaştı,
ama tam anlamıyla uygulamaya konulması 2005 yılının
sonuna bırakıldı… Türkiye bu; Türkiye bazen çok geride
kalıyor, bazen beklemediğimiz sırada hızla ileriye
gideceğini gösteren örnekleri ortaya koyuyor. Biz,
bu bağlamda hızlı gittik diyorum, ama… Bilgi edinme
hakkı, ilk 1766 yılında İsveç’te vatandaşlara tanınmış
bir haktır, 238 sene gecikmiş haldeyiz.”
Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’yla ilgili tasarı, 25.06.2003
tarihinde Başbakanlıkça, T.B.M.M. Başkanlığı’na sunuluyor.
T.B.M.M. Başkanlığı tasarıyı, 27.06.2003 tarihinde
Avrupa Birliği Uyum Komisyonu’na ve Adalet Komisyonuna
havale ediyor. Bilgi Edinme Hakkı Kanunu Tasarısı
ile Avrupa Birliği Uyum ve Adalet Komisyonları raporlarının
T.B.M.M.’nde görüşülmesi, 8 Ekim 2003’te başlıyor
ve 9 Ekim 2003 tarihinde de, 4982 sayılı Yasa olarak
katılanların oybirliğiyle (237 oy) kabul ediliyor.
Meclis genel kurulunda kabul edilen yasanın yürürlük
maddesine (Madde.32) göre, 6 aylık sürenin 24 Nisan
2004 tarihinde dolmasıyla, 24 Nisan’da yürürlüğe giriyor.
Yasa’nın uygulanmasıyla ilgili esas ve usullerin belirlenmesine
ilişkin Başbakanlık tarafından hazırlanan yönetmelik
de, Yasa’nın yürürlük tarihinden birkaç gün sonra,
27 Nisan 2004 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanıyor
ve 24 Nisan’dan itibaren geçerli olmak üzere, o da
yürürlüğe girmiş bulunuyor.
Özetle belirttiğimiz bu gelişmeler, Oktay Ekşi’nin
değerlendirmesindeki, hızla ilgili, haklılığı ortaya
koymaktadır. Ancak bu haklılık, buranın Türkiye olmasıyla
mı ilgili?
24.02.2004 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Başbakanlık
Genelgesi’nde (Genelge 2004/12) şöyle denilmektedir:
“Her iki düzenleme de (Dilekçe Hakkının Kullanılmasına
Dair Kanun ve Bilgi Edinme Hakkı Kanunu, N.A.) Avrupa
Birliği Müktesebatının Üstlenilmesine İlişkin Ulusal
Program’da yer alan insan hakları alanında yasal ve
idari düzenlemelerin yapılması ve uygulamaların iyileştirilmesi
taahhütleri açısından büyük önem ve öncelik taşımaktadır.”
Sürecin hızlılığının nedeni, bundan daha açık ifade
edilemez: “Avrupa Birliği Müktesebatının Üstlenilmesi
taahhüdü.”
Çalışmamızda Avrupa Birliği Müktesebatının üstlenilmesi
taahhüdü doğrultusunda çıkarılan Bilgi Edinme Hakkı
Kanunu, 1982 Anayasası’nın insan hakları rejimi bağlamında
değerlendirilmeye çalışılacaktır.